31# KURAN’DA MATEMATİKSEL HATA OLDUĞU İDDİALARININ NET CEVABI

Kuran’da Nisa 11 ve Nisa 12 ayetlerinde geçen miras paylaştırma usullerine ateistlerin itirazı var. Her zaman verdikleri ezberlenmiş bir örneği vererek Kuran’da matematiksel hata olduğunu iddia ediyorlar. İddiaları şöyle;

Varsayalım ki bir adam öldü ve geride 3 kız evlât, bir ana, bir baba ve eşini bıraktı. Ayetlere göre mirasın paylaşımı şöyle olacaktır:

Mirastan 3 kız evlâda 2/3, ana ve babanın her birine 1/6, eşine 1/8 kalacaktır.

Bu durumu matematiksel olarak hesaplarsak:

2/3 + 1/6 + 1/6 +1/8 = 27/24 = 1.25 olur. (Halbuki sonucun 1 olması gerekirdi).

Bu sonuç Kuranda verilen oranların hatalı olduğunu göstermektedir. Çünkü miras % 112.5 olarak mirasçılara dağıtılamaz. % 100 ün üstünde bir dağıtım olanaksızdır.

İddiaları bu şekildedir. İddiaya konu olan ayetleri ise aşağıda yazdık. Bu konunun sonunda göreceğiz ki ateistlerin yanılgısı, aslında ortaokul düzeyinde öğrenilen bir matematiksel işlemin çözümü sırasında denklemi yanlış oluşturma hatasından kaynaklanmaktadır. Ayetlere bakalım;

NİSA 11: Allah size ÇOCUKLARINIZ HAKKINDA, erkeğe iki kadın payı kadar (mîras vermenizi) emreder! Artık (çocuklar) ikiden fazla kız iseler, o hâlde (ölenin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Ama (o vâris) bir tek kız ise, bu durumda (mîrâsın) yarısı onundur. Bununla berâber (ölenin) çocuğu varsa, ana-babası için, (o) ikisinden her birine, bıraktığı (mîrâsı)ndan altıda bir düşer. Fakat çocuğu yok da (sâdece) ana-babası ona vâris olursa, artık annesine üçte bir düşer (kalan babasınındır). Fakat kardeşleri varsa, o takdirde ettiği vasiyetten veya borçtan sonra annesine altıda bir düşer. Babalarınız ve oğullarınız; bilmezsiniz ki, onların hangisi fayda bakımından size daha yakındır.(Bütün bunlar) Allah’dan birer farîzadır. Muhakkak ki Allah, Alîm (hakkıyla bilen)dir, Hakîm(her işi hikmetli olan)dır

NİSA 12: Hem eğer çocukları yoksa, zevcelerinizin bıraktıklarının yarısı sizindir. Fakat çocukları varsa, yapacakları vasiyetten veya borçtan sonra, artık bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bununla birlikte eğer (sizin) çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onların(hanımlarınızın)dır. Fakat çocuğunuz varsa, bu durumda yapacağınız vasiyetten veya borçtan sonra bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Buna rağmen eğer bir erkek veya bir kadına,(kendi) evlâdı ve babası olmadığı hâlde (yakın akrabâsı olarak) vâris olunur da (aynı anneden) bir erkek kardeşi veya bir kız kardeşi bulunursa, o takdirde onlardan her birine altıda bir düşer. Fakat bundan daha çok iseler, o hâlde (vârise) zarar verici olmadan edilen vasiyetten veya borçtan sonra, onlar üçte birde ortaktırlar. (Bütün bu mîras taksim usûlü) Allah’dan birer emirdir! Allah ise, Alîm (hakkıyla bilen)dir, Halîm (azabda hiç acele etmeyen)dir.

Nisa 11’e dikkat ettiğiniz zaman bu ayet ÇOCUKLARINIZ HAKKINDA diye başlar ve çocuklar için miras taksimini anlatır. Sonra da ölenin ana ve babası ile birlikte çocuklarının değişik kombinasyonlarını anlatır. Ama bu ayette hiçbir şekilde karıştırılmaz. İnsanların yanılgıya düştükleri nokta EŞ’e ait payı da buradaki kesir içine katmaları ve kesiri 1 sayısına tamamlamak istemeleridir. Buradaki pay sadece çocuklar ve ana-baba kombinasyonu oluştuğunda onların payıdır. Yani mirasın tamamı değildir. Mirasın tamamında yakın akrabaların ve hazır bulunan yetimlerin de hakkı vardır. Çünkü önceki bir ayette şöyle belirtilir;

Nisa 8: Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.

Peki EŞ’in payı nasıl belirlenir?

Bunu Nisa 12. ayet net bir şekilde belirtiyor;

Yani ölenin çocukları yoksa mirasın yarısı EŞ’e aittir. Eğer çocukları varsa erkeğin bıraktığının 8 de biri kadının, kadının bıraktığının dörtte biri ise erkeğindir. Yani EŞ’in payı net olarak belirtilmiştir ve bir önceki ayet olan çocukların taksiminden bağımsızdır. Öyleyse nasıl hesaplanacak?

Burada yapılması gereken ise önce ölenin borçlarını ödemek, sonra hazır bulunan yakınlar, fakirler ve yetimler var ise onlara da pay ayırmak, sonra kalan paradan EŞ’e ait olan 1/8 payı teslim etmek, daha sonra kalanlar ise çocuklar ve ebeveyne aittir. Kuran, çocuklar ve ebeveyn için Nisa 11 ayetinde bir denklem kurmuştur ve bu denklem 1 sayısına eşittir, yani;

2/3 + 1/6 + 1/6 = 1 olur. Demek ki Kuran’ın kurduğu denklemde hiçbir çelişki yoktur, fakat başka bir denklemin rakamını alır diğer bir denklemin arasına sokarsanız eşitliği kendiniz bozarsınız, bu ise eşitliğin hatası değildir.

Burada şöyle bir soru akla gelebilir, neden EŞ önce alıyor? Çocuklar ve Ebeveyn önce söylenmiş onların önce alması gerekmez mi?

Bu konuda şunu söyleyebilirim. Nisa 11’de verilen denklemde EŞ durumunu saymaması ve çocuklar ve ebeveyn denkleminin tam 1’e eşit olması, denklemin sadece bunlar arasında düzenlendiğinin kanıtıdır. Bu konu da anlaştıysak neden denklemdeki çocuklar ve ebeveynin mirastan en son pay alacağını anlatacağım. Sebebi açık, çünkü onların denklemi 1 sayısına eşit olduğu için kalan malın tamamını almaya ayarlanmıştır, eğer en başta alacak olsalar mirasın hepsini alacakları ve zaten ortada başka bir pay kalmayacağı için bu denklemin taksimat yapıldıktan sonra kalan malın hepsini almaya göre ayarlandığı açıktır.

Ayriyeten böyle ucu açık bir sistem önerildiği için sayfalar dolusu anlatılması gereken miras hukuku iki ayetle çözülebilmiştir. Eğer son alacakların kalan miktarın hepsini alacağı böyle bir sistem oluşturulmasa idi, oluşabilecek her kombinasyon için ayrı bir denklem yazmak lazım gelirdi. Bu da onlarca sayfanın sadece miras bölüşümünü anlatması demek olurdu. Oysa Kuran’ı Kerimi mucize yapan özelliklerden bir tanesi insanların kitaplar dolusu anlattığı bilginin daha güzelini bir veya birkaç ayette anlatabilmesidir. Yani bu ayette küçük boyutlu fakat her hesabı yapabilen bir yazılım var. “Son alan mirasın kalanını alacak olması” ortada çözümsüz bir problem bırakmaz ve hiçbir denklem eşitsizliği oluşturmaz.

Çocukların ve ebeveynin önce bahsedilmiş olması konusunu ise şöyle anlaşılabilir: Büyük denklem oluştururken öncelikle büyük denklem içindeki küçük denklemin tanıtılmış olması matematik kurallarına da çok uygun bir anlatımdır, fakat en doğru nedenini Allah bilir.

Şimdi buraya kadar anlattığımızı yazımızın girişindeki örnek problem ile açıklayalım.

Ölen kişinin 100 liranın üzerinde bir parası kalmış olsun ve borçları dağıtıldıktan sonra kalan para 100 lira olsun. Örneğin 120 lirası vardı, 20 lirası borçlarına ayrıldı ve 100 lira kaldı. Miras taksimi sırasında hazır olan akraba, yetim ve fakirler de olduğunu düşünelim. Nisa 8 ayetine göre belirli bir limit belirtilmediğinden ve ayetin belirttiği şekilde gönüllerinin alınması için 20 lirası da bunlara ayrıldı. Kaldı elimizde 80 lira.

EŞ’e ait 1/8’lik payı verelim. Yani 10 lira daha gitti, kaldı 70 TL. Bu kalan 70 TL’nin dağıtımı için ise Nisa 11’de denklem verilmiştir. Yani ana ve baba için 1/6 kızlar için ise 2/3. Denklem şu idi:

2/3 + 1/6 + 1/6 = 1

Bu denkleme göre;

70*2/3 = 46,66 kızların parası olacak

(70*1/6) + (70*1/6) = 11,66 + 11,66 = 22,33 ise anne ve babanın payı olacak.

Yani 20 (borçlar) + 20 (fakir ve akraba) + 10 (EŞ) + 46,66 (3 kız) + 11,66 (anne) +11,66 (baba) = 120 TL

Paylaşım bu kadar kolaydır. Fakat matematiğin inceliklerini bilmeyen insanlar Nisa 11’de ve 12’deki iki ayrı denklemin rakamlarını birbirine karıştırırsa tabi ki denklemdeki eşitliği kendi elleri ile bozarlar.

Peki, neden çocukların alacağı pay net miras üzerinden hesaplanmaz?

Cevap: Çünkü miras dağıtımı esnasında hazır bulunan yetimler, fakirler ve diğer akrabalara kesin bir sınır verilmemiştir. Böyle bir kesinlik olmayınca çocukların alacakları pay da net miras üzerinden belirli bir kesirle hesaplanamaz.

Peki, neden EŞ için kesin net bir pay konulmuştur, bunun yerine çocuklar için net miktar konulup EŞ için ucu açık bir denklem olamaz mıydı?

Elbette ki olabilirdi. Kuran bu şekilde bir formül de önerebilirdi. Böyle bir formül önermesinin nedenini en iyi Allah bilir. Fakat buradan anladığımız bir kişinin bıraktığı para da en çok eşinin hakkı vardır. Mirasta en öncelik ona aittir. Ona sekizde birden az verilemez. Hayatı birlikte omuzladığı eşini kaybeden biri için bu hiç de garipsenecek bir durum gibi görünmüyor. Fakat daha ince sebeplerini anlamak için iyi bir sosyoloji ve psikoloji bilgisine sahip olmak lazım, o ise bu yazımızın konusu değildir.

——————————————-

Diyorlar ki Hz Ömer bu problemi çözmek için 27/24 sistemini yani AVLİYE yöntemini geliştirmiş. Öncelikle bu yöntemin Hz Ömer tarafından mı geliştirildiği yoksa birileri tarafından geliştirilip, kendi sözüne kuvvet vermesi açısından konuyu Hz. Ömer’e mi dayandırıldığından emin olamayız. İkinci olarak Hz Ömer de yaratılmış bir insandır ve hata yapma kapasitesine sahiptir. Hatadan korunmuş olanlar yalnızca Peygamberlerdir, çünkü onlar hata yaptıklarında vahiy ile ikaz edilir ve işlerini düzeltmeleri istenirdi.

Aslında ayetlerdeki miras hükmü açık olmasına rağmen, ilk fıkıhçıların konuyu tam anlayamadan hüküm vermeleri ve Müslümanların alim sayılan, sarık saran kişilere sorgulamadan kayıtsız şartsız teslim olma kültürü, bu yanlış anlamanın günümüze kadar sürmesini sağlamıştır. Önceki insanlar için alimlerin görüşleri mantıksız olsa da yeterli olmasına rağmen, günümüz insanları için mantıksız açıklamalar yeterli olmuyor ve bu yanlış anlayışlarda ısrar etmek, ateizmin ekmeğine yağ sürüyor.

——————————————-

Burada anlattığımız örnek herkesin meseleyi anlaması için yeterli idi, şimdi biraz matematik bilgisine sahip kişilere insanların yaptığı denklem hatasını göstermek istiyorum.

Kuran’a göre miras paylaşımındaki denklemler şu şekildedir;

y (2/3 + 1/6 + 1/6) = y “ve” x/4 + y = x => x/4 + y (2/3 + 1/6 + 1/6) = x

olacaktır.

Bu denklemde “x” ise hazır bulunan fakirler, yetimler ve akrabalalara pay ayrıldıktan sonra kalan net rakamdır. Bu x denkleme konulduğu zaman “y” ortaya çıkacak dolayısı ile çocukların ve ebeveynin payı bulunacaktır.

Bu paylaşımı anlamayan insanların hataları ise “y” yerine de “x” koymak olmuştur ve böylece eşitlik bozulmuştur. Yani şöyle;

x/4 + x (2/3 + 1/6 + 1/6) ≠ x

Ateistler, matematiksel olarak ortaokul düzeyinde öğretilen bir eşitlik probleminde yanlış yapılarak sınıfta kalmışlardır.

Görüldüğü gibi ve ateizmdenkurtul.wordpress.com sitesinde ateistlerin her iddialarının, miyop bakışla bakmaktan kaynakladığını defalarca ispat ettiğimiz gibi, bu iddiaları da ellerinde kaldı ve Kuran’ın onlardan çok daha usta bir matematikçi olduğu belli oldu. Böylece ateistler daha ahireti görmeden bu dünya hayatında bile her seferinde rezillik azabını çektikleri açıkça görünüyor. Her tuttukları iddia ellerinde gümlerken neden hâlâ çelişki zannettikleri durumların kendi bilgisizliklerinin ve akıl erdiremezliklerinin bir sonucu olduğunu anlayıp, Kuran’a ön yargılarından sıyrılmış temiz bir kalple bakmıyorlar? İşte bunu anlamak, buradaki mantığı (!) anlamak zor. Einstein tarafından söylendiği gibi “önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan zor” olsa gerek.

Yazarı: Irmak Gökçe

(Müstear)

İnstagram: https://www.instagram.com/bilimveyaratilisagaci/

Facebook: https://www.facebook.com/bilimveyaratilisagaci/

 

tahta.png