7# Kurana göre Dünya düz müdür?

o-EARTH-MANTLE-facebook

Şems-6 “Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun”

İddia: Kuranda hiçbir yerde “Dünya yuvarlaktır” diye bir cümle bulamazsınız. Yayıp döşedik cümlesi yazar. Dünya yuvarlaktır cümlesini yazmaz. Nedense!

Cevap: Nedenini anlamak için çok derin düşünmeye gerek yok, mantıklı olmak yeterli. Biz de şöyle soralım. Dünyanın küre şeklinde olduğuna dair bilimsel gözlemlerin yapılmadığı çağlarda, insanların Dünyayı düz olarak bildiği bir ortamda akla hayale sığmayacak iddiaları aşikar bir şekilde konuşmak mantıklı olur muydu? Fakat, bu Kuranın doğruyu söylemediği anlamına gelmiyor tabi ki.

Dört milyar yıl önce Güneşten kopan alev toplarının boşlukta büyük çarpışmalarla birleşerek, üzerinde jeolojik devirler boyunca ince bir katman halinde yer kabuğunu yayan Allah elbetteki, bu olağan üstü olaylardan “Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun” diye bahsedecektir. Hem öyle inanılmaz bir yaratılışla yapmıştır ki, üzerinde yaşadığımız 6-70 km arasında değişen yer kabuğu Dünyaya nispetle, bir elmanın kabuğu kadar ince kalır. Ateş üzerinde döşenmiş, ince bir halı üzerinde sayısız canlı yaratanın bu harika olayı haber verme tarzı, Peygamber zamandaki insanın kafasını karıştırmaması ve de bugünkü bilimle de birebir örtüşmesi onun mucize yönündendir. Üstelik bilimin aktardığına göre “iç kuvvet” yani tektonik plaka hareketleriyle girintili çıkıntılı bir hal alan yer kabuğu, “dış kuvvet” yani güneşin karşı konulmaz enerjisi ile aşınmakta ve yeryüzünde yaşama daha uygun düzlükler meydana getirmektedir. Aşınma mekanizması, suyun yerçekimi etkisi altındaki hareketlerini izler, yüksek dağların aşınarak alçalmasına, okyanus derinliklerinin dolarak yükselmesine yol açar, sonuçta yer yuvarlağının girinti ve çıkıntılarının törpülenerek çekim etkisi ile belirlenmiş ideal jeoit biçimine yaklaşması yönünde çalışır. Eğer yeryüzünde aşınma mekanizmaları olmasaydı tamamen dağlık olacaktı, yollar ve geçitler oluşamayacaktı. Oysa aşınma mekanizmaları sayesinde yeryüzü yayılıp döşenmiş insan ve hayvanlar için daha kolay bir hale gelmiştir.

Kıtaların oluşması ve yayılıp düzlemler oluşturması jeoloji biliminin gelişmesiyle ancak anlaşılabilmiş gerçekler olduğu halde, Kuran ayetlerine uygun olması Kuranın Allah’ın sözü olduğundandır. Aşağıda Dünyanın kabuğunun oluşumu ile ilgili kaynaklardan kısa alıntılar yaptım. Daha fazlasına lüzum görmediğimden yazıyı uzatmak istemedim. Evreni ve Kuranı beraber okuyun ikisini de yazanın aynı olduğunu göreceksiniz;

Yer’in içi, diğer gezegenler gibi, kimyasal olarak tabakalardan oluşur. Yer’in silikattan oluşmuş bir kabuğu, yüksek viskoziteli bir mantosu, akışkan bir dış çekirdeği ve katı halde bir iç çekirdeği vardır.

Yer’in tabakaları aşağıda belirtilen derinliklerdedir:
Derinlik (Km) Tabaka
0–60 Litosfer (5 ila 200 km arası değişir)
0–35 … Kabuk (5 ila 70 km arası değişir)
35–60 … mantonun en üst kısmı
35–2890 Manto
100–700 … Atmosfer
2890–5100 Dış kabuk
5100–6378 İç kabuk

İlk toprak kitlelerinin ortaya çıkması yüz milyonlarca yıl aldı.

Yaklaşık 250 milyon yıl önce, Dünya’nın oluşumundan çok uzun zaman sonra, zamanın tüm kıtaları Pangaea adlı bir süper kıtayı oluşturmak üzere bir araya geldi.

Bu süper kıta, iki dev kıta, Gondwana ve Laurasia’yı oluşturmak için yaklaşık 200 milyon yıl önce ayrıldı.

Gondwana şimdi Afrika, Güney Amerika, Avustralya, Antarctica ve Hindistan’dan oluşuyordu. Hint alt kıtası, kopmadan ve kuzeye doğru hızlıca ilerlemeden Afrika’nın doğu kıyılarından uzaklaştı.

Asya ile çarpışarak, dünyanın en büyük dağ sıralarından biri olan Himalayalar, 2,500 kilometreden fazla uzanmaya başladı.

Şimdiye kadar, dünyamız tanıdığımız gezegenler gibi başlamıştı.

Dünya’nın kara kitlelerinin yavaş yavaş Dünya’nın kabuğunda hareket ettiği inanılmaz plaka tektoniği süreci hala devam etmektedir.

Yerkabuğu çok sayıda eğri levhanın yan yana dizilmesiyle oluşan bir bütün olarak düşünebilir. Bu levhalar mantonun oldukça yumuşak üst katmanına oturduğu için sağa sola hareket edebilir. Okyanus sırtları, okyanus çukurları ve bazı uzun kırıklar yalnızca levhaların kenarlarında oluşur; bu kırıkların olduğu yerlerde de levhalar kayarak birbirinin üstüne binebilir. Levhalardan çoğunun üzerinde bu levhalarla birlikte hareket eden bir ya da birkaç kıta bulunur. Nitekim, bir zamanlar iki kıtaya ayıran okyanus kabuğunun çökmesiyle kıtalar bazı yerde birbirine iyice yaklaşmış, hatta üst üste binmiştir. Örneğin aralarındaki okyanus kabuğu cökmesi sonucunda Hindistan ve ile Asya kıtası çarpışmış ve iki karanın kenarları yükselerek Himalaya Dağları’nı oluşturmuştur. Büyük ve şiddetli depremlerin hemen hepsi bu levhaların kenarlarında, bir levhanın öbürünün altına girmesiyle olur. Aynı biçimde, en etkin yanardağlar da okyanus kabuğunun ya İzlanda’da olduğu gibi yükselerek sırta dönüştüğü ya da Andlar’da olduğu gibi çökerek kıtaların altına girdiği yerlerde bulunur…

…Okyanus tabanının yanlara doğru yayılarak genişlemesi çok çarpıcı bir biçimde kanıtlanmıştır. Bu kanıtlamanın en önemli dayanak noktası da Dünya’nın manyetik alanının zaman zaman yön değiştirmesidir…

…Kıtaları oluşturan güç, levha hareketlerinin motoru olan Yer’in iç enerji kaynağıysa; çok daha büyük bir dış enerji kaynağı da, kıtaları aşındırarak yok etme sürecinde etkili olur: Güneş enerjisi. Atmosfer hareketlerini ve su döngüsünü sürdürmek için gerekli enerjiyi sağlayan güneş ışınları, su ve rüzgar aşındırması ile kıta yüzeylerinden koparılan minerallerin yine bu iki araç yardımıyla okyanus tabanlarına taşınarak çökmesine yardımcı olur. Bu mekanizma ile okyanus kabuğu üzerinde gittikçe kalınlaşarak biriken tortul kaya katmanı, dalma-batma mekanizması sırasında yerküre içlerine taşınarak yeniden erir.

Aşınma mekanizması, suyun yerçekimi etkisi altındaki hareketlerini izler, yüksek dağların aşınarak alçalmasına, okyanus derinliklerinin dolarak yükselmesine yol açar, sonuçta yer yuvarlağının girinti ve çıkıntılarının törpülenerek çekim etkisi ile belirlenmiş ideal jeoit biçimine yaklaşması yönünde çalışır...

Sonuç olarak; Yeryüzü kabuğunun aşınarak ve tektonik hareketlerle yayılarak oluşması ve yaşam için elverişli hale gelmesi için düz vadiler oluşturacak şekilde düzlenmesi olayı vardır, bilimseldir. Kuran’ın ayette bahsettiği “Yeri yaydık ve döşedik” ifadesi bu gerçeği anlatmaktadır, Dünyanın düz olduğundan bahsetmemektedir.

Dünyanın ilk ateş küresi halinden kıtaların nasıl yayılıp döşendiği gerçeğine kadar daha iyi anlamak için aşağıdaki videoları izleyiniz.

Facebook’tan bizi beğenmeyi ve takip etmeyi unutmayın, Sevgiler…

İnstagram: https://www.instagram.com/bilimveyaratilisagaci/

Facebook: https://www.facebook.com/bilimveyaratilisagaci/

 

Yazarı: Irmak Gökçe

(Müstear)

 

 

 

 

Yorum bırakın