Soru: Kuranda bir ayette dağların bulutlar gibi hareketli olduğu söylenirken başka ayet meallerinde dağların sabit olduğu söylenmiş. Bunu nasıl açıklarsınız.
Cevap:
Önce dağların bulutlar gibi hareketli olduğu söylenen ayete bakalım.
Neml Suresi: 88. Ayet:
“Dağları görürsün de, onları (yerlerinde) donmuş sanırsın; oysa, onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler”
Bu ayette dağlar bulutlara benzetiliyor. Nasıl ki bulutlar gökyüzünde sürekli bir devinim halinde ise yeryüzünde de kıtalar ve kıtaların topaklanmış hali olan dağlar da hareket halindedir ve tektonik levhaların magma üzerinde yüzmesi ile dağlar yer değiştirir ve aynı noktada sabit kalmaz. Fakat bu devinim bulutlarınki kadar hızlı olmadığı için kendi ömür süremiz içinde gözlemleyemiyoruz. Fakat bilimin, birkaç yüz milyon yıl önce dağların şimdiki konumlarında olmadığından şüphesi olmadığı gibi, bundan birkaç yüz milyon yıl sonra da yeryüzünün haritasının değişeceğinden ve dağların farklı konumlarda olacağından bir şüphesi yok. Peki, dağlar ile bulutlar arasındaki tek benzerlik hareketleri mi? Hayır. Nasıl ki bütün atmosferde su molekülleri partiküller halinde var ise ve bunların bir araya topaklanmasıyla bulutlar oluşuyor ise aynı şekilde yeryüzündeki toprak parçaları da izostasi etkisiyle bir araya topaklanır ve dağları oluşturur. (Bu izostasi konusunu daha önce “Dağlar yeryüzünü depremlerden mi koruyor” paylaşımımda yazmıştım. O araştırmaya uzun emek verildi ve enfes bilgilere ulaştım. Okumadıysanız tavsiye ederim.)

Şimdi bakalım, nasıl ki yeryüzünün üzerinde su katmanları yer yer topaklanarak bulutları oluşturup sürekli dolaşıyorsa, magmanın üzerinde de toprak katmanı yer yer topaklanarak dağları oluşturup aynı şekilde hareket etmektedir. Aslında bulutları bu açıdan dağlara benzetmek bile olağan üstüdür. Peki, bu güzel ve bilim dolu benzetmeyi Kuran 1450 sene önce nasıl yapabildi?

Gelelim ikinci konuya: Dağlar sabit mi? Bazı ayetlerde “revasiye” kelimesi geçmektedir ve bunlara bazı mealciler “sabit dağlar” yakıştırması yapmıştır. Oysaki Arapça’da dağ “cebel”dir. Çoğulu dağlar “cibal”dir. Kur’an’da hem “cebel”(Haşir, 59/21), hem de “cibal”(Amme, 78/7) kelimesi kullanılmıştır.
Sözlük anlamı itibariyle “revasiye” kelimesi dağ için kullanılmaz. Gerçekte bu kelimenin anlamı ağır baskılar demektir, Allame Elmalılı Hamdi Yazır da ağır baskılar anlamını vermiştir. Fakat bazı meal yazarları buradaki ağır baskıların dağlar olabileceğini düşünmüş ve insanların anlaması için sabit dağlar olarak yazmışlardır. Oysa Allah dağları kast etmek istese idi açıkça dağlar diye yazabilirdi. Fakat burada ağır baskılar anlamına gelen “revasiye” kelimesini kullanmış. Kuranmeali.org sitesinden meallere baktığımda, örneğin Lokman 10’da revasiye kelimesi için sabit dağlar ifadesini kullananların sayısı 15’tir, sabit dağlar ifadesini kullanmayıp başka şekilde ifade edenlerin sayısı ise 26’dır. Elmalılı Hamdi Yazır dâhil 6 kişi kelimenin gerçek anlamı olan “Ağır baskılar” ifadesini kullanmış, diğerleri ise kelime kökünde olmamasına rağmen “Ulu dağlar, büyük dağlar, metin dağlar” gibi ifadeler kullanmıştır.
Yani Kuran “Sabit dağlar” ifadesini hiçbir yerde kullanmamıştır. Burada ağır baskılardan kast ettiği bir veya birkaç gerçek olabilir. Örneğin bilim bugün bize okyanusların yer kabuğunu dengelemede ki muazzam gücünden bahseder. Eğer okyanusların yerkabuğu üzerine muazzam baskısı olmasa idi yer kabuğunda çok daha fazla depremler olacağı, yer kabuğu kırıkları ve volkan püskürmelerinden dolayı yaşamın mümkün olmayacağını bildirir.[1-3] Öyleyse buradan anlaşılıyor ki Kuran’ın kast ettiği mana okyanuslar veya daha başka bilemediğimiz baskılar olabilir.

Sonuç olarak her iki ayet ayrı coğrafik ve jeolojik olaylardan haber verir, Kuran’da sabit dağlar ifadesi geçmez ve Kuran’ın haber verdiği bu olayların 1450 sene önce bilimle paralel olarak açıklanması ve hiçbir ayetin çelişmemesi ise başlı başına Kuran’ın mucizelerindendir.
İnstagram: https://www.instagram.com/bilimveyaratilisagaci/
Facebook: https://www.facebook.com/bilimveyaratilisagaci/