70# Miras paylaşımında erkeğe neden iki hisse veriliyor?

MİRAS MESELESİ

Nisa suresi 11. ayette  “Allah çocuklarınız hakkında erkeğe iki kadının hissesi kadar tavsiye eder.” Buyurarak kadına daha mı az değer vermiştir?

Allah’ın erkeğe iki katı tavsiye etmesi insanın doğasında bulunan sosyolojik ve psikolojik gerçeklerin dengesinin sağlanması içindir. Şöyle ki genel kabul olarak ailenin korunması ve geçiminin sağlanması erkeğe aittir. Erkek evlendiğinde kadın çalışmasa bile ailenin geçimini üstlenir. Fakat kadının asıl görevi ailenin geçimi değil, düzenini sağlamaktır. Bu yüzden erkek evlendiğinde başka bir kadınında geçimini üstüne alırken birde kadına mehir parası vermek zorundadır. Fakat kadın evlendiğinde kendi geçimini bir erkeğin üstüne bırakabilir ve üstüne bir de yüklü bir mehir parası alabilir. Bu yüzden sosyolojik olarak erkeğin mirastan daha fazla alması daha adaletli olmaktadır. İnsanlar arasında şöyle örnekler de çoktur:

Bir adamın bir oğlu bir kızı var. Kız evlenip gitmiş. Baba ile oğul geride kalan malı geçen yıllarda çoğaltmışlar, baba 30 yıl sonra ölmüş. Erkek baba ile mal için çalışırken kadın kocası ile başka yerde yaşamaktadır. Şimdi baba ölünce bu maldan Allah diyorki, “erkek için, iki kadın payı” olmalıdır.

Oğul baba ile çalışmış, sorumlulukları olmuş, kadın ise başka bir adamla yaşamış ve bu malın artırımında bir katkı sağlamamıştır. Şimdi bu nasıl yarı yarıya olur? Hakkaniyete uygun olurmu bu.  Bunu akıl mantık da kabul etmez. Allah, kıza da pay veriyor, ama erkeğin yarısı kadar. Bunun neresi yanlış.

Mehir parası ise kadının özel mülküdür ve bu paranın çok olabileceğini Rabbimiz şu ayette buyuruyor:

Nisa 20: “Eğer bir eşinizden ayrılıp yerine bir başkasını almak istiyorsanız, ona kantar kantar (mehir) vermiş olsanız dahi geri almayın. Onu (verdiğinizi), iftira ederek ve apaçık günah işleyerek mi alacaksınız?”

Kuran, kadına mirastan pay almasını indirdiğinde, çoğu toplumda kadına miras verilmesi, baba servetinin ellerin eline geçmesi olarak algılanırdı ve bu yüzden kadına mirastan pay verilmezdi, bunun yerine bir miktar çeyiz verilirdi. Kuran ise kadını bu seviyeden kurtarmış ve eşit olanı değil fakat adaletli olanı bildirmiştir.

Kuran, zamanımızın moda tabiri ile kadın erkek eşitliği sağlamıyormuş.

Bu soru şunun bilinmemesinden kaynaklanan bir sorudur ki, eşitlik demek adalet demek değildir. Bu durumda aranması gereken özellik ise eşitlik değil adalettir. Örneğin eşitlik olsun diye kızınız ve oğlunuzdan her ikisine de oyuncak araba veya oyuncak bebek alır mıydınız? Birinin fıtratı araba ister diğerinin ki bebek ister. Veya özel arabanızı tarla sürmekte kullanmak istemeyeceğiniz gibi, traktörle de işe gidip gelmek istemezsiniz herhalde.  Her birinin yaratılışı, işlevleri, görevleri ve kendisinden beklenilenler ayrıdır. Ne arabanız traktörün yerini tutabilir ne de traktör arabanın yerini. Bu bir örnekti. Asıl konumuz ise ne kadın erkeğin yerini tutabilir ne de erkek kadının.

Kadın ve erkeği bir yarışa sokmak, boy ölçüştürmek, eşitlik kurmaya çalışmak kimin işine gelir? Kadınların mı? Hayır hiçte öyle değil. Ancak ve ancak her ikisinin de asli görev ve sorumluluklarını unutturup birbirleri ile karşı karşıya gelmesini isteyenler ve böylece toplumsal aile yapısının bozulmasını ve kadınların evinin kraliçesi olmasını değil de magazin dergilerinin kapak kızları olmasını, böylece toplumda sınırsız hayvani hevesler peşinde, karmaşık bir ilişkiler yumağı oluşmasını bekleyen kişiler ister. Evet, feminizm denilen ve kalp ile beyni kıyaslar gibi erkekle kadını kıyaslayan ve bu sayede kadınları yuvalardan koparıp savunmasız bırakmaya ve yutmaya çalışan akım, bozguncu insanlar tarafından desteklenmekte ve sanki kadınların yanındaymış ta, kadınların iyiliğini istiyormuş kılığına bürünmektedir. Oysa son zamanlarda bu oyunun başarıya ulaşması ile birlikte gördük ki kadın ve erkeğin kıyaslanmasının, birbirine eşitlenmesinin faturası huzursuz evlilikler, boşanmalar, dost hayatı yaşamalar, uygunsuz çok partnerli ilişkiler, erkek tavırları takınan kızların yetişmesi, kızları düşürüp hayatlarını mahvetmeyi marifet sayan erkeklerin yetişmesi olmuştur.

Yani dediklerine göre Kuran kadının iyiliğini istemiyormuş ta, kadını cinsel köle ve meta haline çevirmek isteyen, kadına güzelliği ve gençliği kadar kıymet veren, güzelliği gidince yüzüne kimsenin bakmadığı acınacak bir hale düşüren bu bozuk feminizm kadına değer veriyormuş, kadın-erkek eşitliği demesi aslında kadını yüceltmek içinmiş. Külliyen yalan. Onlarınki kadına değer vermek değil kendi arzularına değer vermek,  kadının ebedi kalıcı ruhuna değil bedenine değer vermek, tasaları ise kadını yüceltmek değil kadının oyuncak bir meta olmasını engellemek isteyen İslamı bitirerek kadının özünü çalmak ve onu mutsuz etmektir.

Sözün özü kadın ve erkek birbirine kıyaslanmaz, biri kalptir ve biri ise beyindir. Kalbin de beynin de görevleri ayrıdır. Birisi birisinden önemlidir diyemeyiz. İkisi de kendi görev ve sorumluluklarını bilerek kendisini öteki ile kıyaslamadan ahenk içinde yaşamaya devam ederse fıtrat korunmuş olur ve huzur sağlanır. Yok, eğer “erkek şunu yapıyorsa sende yapabilirsin” tuzağına kadın çekilirse kadınlar kapitalizm ve ateizm dünyalarında bedenleri için çalıştırılan köleler olmaktan kurtulamayacaklar ve ailede bulacakları sıcaklığı, huzuru ve neşeyi dışarıda asla bulamayacaklardır.

İnstagram: https://www.instagram.com/bilimveyaratilisagaci/

Facebook: https://www.facebook.com/bilimveyaratilisagaci/

 

adalet-ve-esitlik-arasindaki-fark_1042445.png

 

 

Yorum bırakın